Popüler Diyetler

Akdeniz Diyeti

*Akdeniz diyeti; beş bin yıl ya da daha öncesinden beri varlığını sürdüren Mezopotamya ile Doğu Akdeniz bölgesinde var olup yayılan diyet olmaktan çok bir yaşam tarzıdır.
*Akdeniz diyeti bilimsel olarak, 1960’lı yıllarda Angel Keys tarafından Akdeniz Bölgesindeki bireylerin dahil olduğu “Yedi Ülke Çalışması” ile tanımlanan bir besin kalıbıdır. Bu diyet Akdeniz ülkelerinin ortak beslenme özelliklerini kapsar.

AKDENİZ DİYETİNİN ÖZELLİKLERİ
*Akdeniz diyetinin en belirgin özelliği; bitkisel esaslı gıdaların yoğun olarak bulunmasıyla birlikte besin çeşitliliğine sahip olmasıdır.
*Yüksek miktarda zeytinyağı, zeytin, meyve ve sebzeler, tam tahıllı besinler, baklagiller ve yağlı tohumlar(fındık, fıstık gibi) içerir.
*Orta düzeyde balık, tavuk ve hindi gibi kümes hayvanları, süt ve ürünleri, yumurta ile düşük oranda kırmızı et ve ürünlerini içermesi ile karakterize bir diyet şekildir.
*Akdeniz diyetinin önemli bir parçası da şarap tüketimidir. Ancak bu durum bazı dini ve sosyal kurallara ters düşmediği durumlarda uygulanır.
1990’lı yılların başında besinleri aylık, haftalık, günlük olarak sınıflandıran bir piramit oluşturulmuş ve daha sonraki yıllarda bu piramit geliştirilerek; besinlerin seçilmesinde, miktarlarının ayarlanmasında ve besin gruplarının tüketim sıklığını düzenlemede büyük kolaylıklar sağlamıştır.
Yapılan çalışmalarda beslenme, sağlık, ekonomi gibi sebeplerle Akdeniz diyeti sürdürülebilir diyet, ve buna yaşam tarzı da denebilir, olarak tanımlanmıştır.
AKDENİZ DİYETİNİN METABOLİZMA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

#Nörodejeneratif hastalıklar; insan beynindeki nöronları(sinir hücreleri) etkileyen; alzheimer, parkinson, prion gibi hastalıkları kapsar. Akdeniz diyeti içerdiği omega-3, vitamin-C, vitamin-E ve vitamin-B12 sayesinde nöronların dejenerasyonuna( sinir hücrelerindeki patolojik değişim) karşı direnci arttırmakla birlikte bu hastalıkların azalmasını sağlamaktadır. Düzenli ölçüde tüketilen şarap içerdiği polifenoller sayesinde nöronları korur ve nörodejeneratif hastalıkların riskini azaltır. Akdeniz diyetine uyum da bu hastalıkların görülme sıklığını azaltmaktadır.

#Akdeniz diyetinin yağ oranı yüksek olmasına rağmen yüksek kolesterol riski olan bireyler için iyi bir beslenme şekildir. Çünkü diyetteki balık ve zeytinyağ tüketimi( özellikle zeytinyağı) iyi kolesterol olarak adlandırdığımız HDL kolesterol seviyesini arttırmaktadır. Ayrıca kronik kalp rahatsızlığı, felç, yüksek tansiyon ve kalp krizi gibi kalp ve damar hastalıklarının görülme riskini azaltarak kalp sağlığı üzerinde olumlu etki göstermektedir.

#Akdeniz tipi beslenmede sebze ve meyvelere büyük oranda yer verilir. Lif içeriği yüksek olan bu besinler doygunluk hissini arttırarak ağırlık kontrolünü düzenler. Böylece obezite riskini azaltır.
#Diyette bulunan fındık, fıstık gibi yağlı tohumlar ve zeytinyağı ile posa içeriği yüksek olan sebze ve meyveler insülin duyarlılığını arttırarak Tip2 diyabet riskini azaltıyor. Ayrıca düzenli ve belirli miktarlarda tüketilen beyaz şarap içerisindeki bileşenler sayesinde diyabet için koruyucu etki gösterir.
#Akdeniz diyeti meyve ve sebze tüketimini arttırıp, tuz oranı yüksek ve işlenmiş gıda tüketimini azaltarak kanser oluşumunu en aza indirgeyebilir. Ayrıca antioksidan içeriği yüksek besinler yönünden zengin olması da kansere karşı koruyucu etkisini gösterir.
Akdeniz diyeti bütün bu özelliklerinin yanında günlük alınması gereken su miktarına ve egzersize de büyük önem verir.
Birkaç hafta önce okuduğum ‘Ikigai’ adlı kitapta Japonların dünyanın en uzun ömürlü insanları olduğundan bahsediyordu. Bu uzun ömrün sırrı diyetlerinde sebze-meyve ve balığa büyük önem vermeleridir.

Yazarımız hakkında

Avatar

Melike Erten

Yorum Yazın!