Popüler Diyetler

Yeni Trend: Ketojenik Diyet

Epilepsi; yineleyen epileptik nöbetlerle karakterize, beyindeki birtakım aktivite değişikliği sonucunda davranış veya motor hareketlerde bozukluklarla seyreden bir hastalıktır. Tüm dünyada sık görülen ciddi nörolojik bir durumdur. Antiepileptik ilaçlar (nöbetleri önlemek için kullanılan ilaçlar) ile nöbet kontrolü sağlanıyor fakat bazı hastalarda çeşitli ilaçlarla bile nöbet kontrolü yapılamıyor. Bu hastalara ilaca dirençli epilepsi hastaları denir. İlk defa 1920 li yıllarda, ilaca dirençli çocuk epilepsi hastalarında son çare olarak ketojenik diyet uygulanmaya başlanmıştır. Çoğu ilaçtan daha etkili bir tedavi yöntemi olduğu görülmüştür. Ancak sadece çocuklarda uygulanmış, yetişkinlerde faydası görülmemiştir. Düşük karbonhidrat (Düşük karbonhidratlı diyetlerle ilgili yazımıza ulaşmak için tıklayınız. ) ve yüksek yağ içeriğine sahip, Uzun Zincirli Trigliserit (LTC) diyeti olarak da bilinen ketojenik diyette, enerjinin %90 ı yağdan %10 u protein ve karbonhidrattan gelmektedir.

Ketojenik diyet ilaca dirençli çocuk epilepsi hastaları için bir tedavi yöntemidir. Ancak son zamanlarda özellikle ünlüler arasında ve sosyal medyada zayıflamak için kullanılan bir diyet şekli olarak popülerlik kazanmıştır. Çok düşük enerjili ve kısa sürede yağ yakmayı amaçlayan bir diyet programı olduğu için uygulanmaya başladıktan hemen sonra hızlı bir kilo kaybı sağladığı doğrudur. Fakat bu durum uzun sürmemekle beraber yağın yakılmasıyla ortaya çıkan keton cisimcikleri beyin ve böbrekler başta olmak üzere tüm vücuda uzun vadede ciddi hasarlar vermektedir. Ketojenik diyetlerin neden olabileceği sağlık sorunlarından bahsedecek olursak ;

*Bu diyette sebze, meyve gibi vitamin ve mineral içeriği zengin olan besinler, zenginleştirilmiş tahıllar ve kalsiyum içeren besinlerin alımı oldukça sınırlıdır. Diyeti uygulayan bireylerde özellikle B vitamini suplamentasyonu(vitaminin hap olarak dışarıdan alınması) kullanımına ihtiyacı vardır. Ayrıca D vitamini ve Ca dengesi de yapılmalıdır.

*Karbonhidrat yönünden çok fakir bir diyet olduğu için diyeti uygulayan bireyler diyet liflerini yeterince almayarak bağırsak dengesinin bozulmasına neden olurlar. Bağırsak ph sı ve koruyucu mukoza bozularak kabızlık, demir, kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimlerinde bozulmalar olur.

*Ağırlık kaybı ilk hafta çok hızlı olmakla birlikte bu hız her hafta düşecektir. Üçüncü haftada 0.28kg/gün düzeyine düşer. İlk haftadaki hızlı kilo kaybı da daha çok su ve mineral kaybının bir sonucudur.

*Kasların enerji kaynağı glukozdur. Ketojenik diyeti uygulayan bireyler karbonhidrat yönünden çok fakir beslendikleri için kaslar enerji kaynağı bulamazlar. Bu durum da kaslarda yorgunluğa sebep olur. Bu kişiler uzun süre egzersiz yapamazlar.

*Yağ miktarının çok olmasıyla karakterize bir diyet olduğu için bu yağların çoğu bitkisel ve faydalı yağları kapsıyor olsa da doymuş yağ tüketimine de izin vardır. Bu durum damar sertleşmesi adı verilen ateroskleroz riskini arttırır.

*Bazı çalışmalarda ketojenik diyeti uzun süre uygulayanlarda sarkopeni dediğimiz kas erimesi görülmüştür.

*Böbreklerde farklı çeşitlerde taş oluşumları gözlenmiştir.

*Sinirlilik, yorgunluk, baş ağrısı, uykusuzluk, konsantrasyon bozukluğu ve halsizlik görülür.

*Ağızda asetona benzer ağır bir koku oluşur.

*Kadınlarda menstrüal düzensizlik görülür.

*Bu diyeti uygulayan bireylerde kalp ritminde bozukluk ve düşük tansiyon oluşabilir. Bu durum ölüm riskini arttırır.

*Mide bulantısı, kusma, diyare(ishal) ve safra taşı oluşumu gibi rahatsızlıklar görülür.

Yukarıda da görüldüğü gibi birçok sağlık sorununa yol açmaktadır. Bu yüzden ketojenik diyet insan metabolizmasına uygun bir beslenme şekli değildir. Epilepsi hastalarında ilaçla tedavi olunamadığı durumlarda başvurulan bir yöntemdir. Sırf kısa sürede hızlı kilo vermek için bu diyeti uygulayarak sağlığımızdan olmamız çok da mantıklı görünmüyor!

Sağlıkla kalın..

Yazarımız hakkında

Avatar

Melike Erten

Yorum Yazın!